Beyinde dendrit adı verilen uzantılarla birbirine bağlanan milyarlarca nöron bulunur. Öğrenme, nörofizyolojik açıdan bakıldığında, nöronlar arasında yeni ve anlamlı sinaptik bağlantıların kurulmasıdır. Başka bir ifadeyle öğrenme, beynin fiziksel ve işlevsel yapısında meydana gelen değişimlerle gerçekleşir.
Duyularımızla algıladığımız her bilgi, beynimizdeki nöron ağlarını uyarır. Kişi bu uyaranları anlamlandırmaya çalıştıkça nöronlar arasında yeni bağlantılar oluşur. Bu bağlantıların güçlenmesi ve iletişim hızının artması, öğrenmenin kalıcılığını belirleyen en önemli unsurlardandır.
Tekrar edilen bilgiler beyindeki sinaptik bağlantıları güçlendirirken, kullanılmayan bilgilerle ilgili bağlantılar zamanla zayıflar. Bu nedenle öğrenmede tekrar, uygulama ve aktif düşünme büyük önem taşır.
Nöroplastisite, beynin kendini yeniden düzenleyebilme ve yeni bağlantılar oluşturabilme becerisidir. Bir dönem beynin yalnızca çocuklukta geliştiği düşünülse de bilimsel çalışmalar, beynin yaşam boyu değişebilen ve gelişebilen bir yapıya sahip olduğunu göstermiştir. Yeni bir şey öğrenmek, beynimizde yeni bağlantılar kurulmasını sağlar.
Formal eğitimde öğretmen; kitap, yazı tahtası, sınıf ortamı ve diğer öğrencilerle birlikte önemli bir uyarıcıdır. Ancak öğrenmenin gerçekleşmesi için yalnızca öğretmenin anlatması yeterli değildir. Öğrencinin düşünmesi, soru sorması, cevap araması ve bilgiyi zihninde yeniden yapılandırması gerekir.
İyi öğretmen yalnızca cevap veren değil, öğrenciyi düşünmeye sevk eden öğretmendir. Sorulara cevap arayan öğrencinin beyninde yeni bağlantılar oluşur. Bu bağlantılar ne kadar sık kullanılırsa, öğrenme de o kadar güçlü ve kalıcı hale gelir.
Bu nedenle ders çalışırken sonuca değil sürece odaklanmak gerekir. Başlangıçta kısa sürelerle çalışmak bile değerlidir. Her gün çalışma süresini az da olsa artırmak, zamanla güçlü bir çalışma alışkanlığı oluşturur. Alışkanlık oluştuğunda başarı da doğal bir sonuç olarak ortaya çıkar.